Bugünün Haberi
29 Ağustos 2025, 14:50
4
(Güncellendi: 29 Ağustos 2025, 14:50)

ustafa Delioğlu’nun Ardından Sanat Dünyası Yasta! 2 Bin 300 Eserlik Miras

Türk çizgi roman ve çocuk kitaplarının usta ismi Mustafa Delioğlu hayatını kaybetti. 79 yaşında vefat eden sanatçı, ardında binlerce eser ve unutulmaz karakterler bıraktı. Cenaze ve tüm detaylar haberimizde…
ustafa Delioğlu’nun Ardından Sanat Dünyası Yasta! 2 Bin 300 Eserlik Miras

Türk sanat dünyası, çizgi roman ve çocuk kitapları alanında unutulmaz eserler veren usta ressam Mustafa Delioğlu’nun vefatıyla büyük bir kayıp yaşadı. “Deli Kazım” ve “Gökhan” gibi hafızalara kazınan çizgi roman karakterlerinin yaratıcısı olan Delioğlu, gerçekçi çizim tekniği ve desen ustalığı ile yalnızca Türkiye’de değil, dünya genelinde de tanınan bir sanatçıydı. 79 yaşında tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Delioğlu, ardında yaklaşık 60 yıla yayılan üretken bir kariyer ve binlerce eserden oluşan görkemli bir miras bıraktı. Usta sanatçının cenazesi, 30 Ağustos günü Erenköy Sahrayı Cedid Camii’nde ikindi namazının ardından kılınacak cenaze namazı sonrası Karacaahmet Mezarlığı’na defnedilecek. Sanatseverler, meslektaşları ve öğrencileri onun ardından gözyaşlarını tutamazken, eserlerinin nesiller boyu yaşayacağı vurgulandı.

“Delioğlu Ekolü” ve Çocuk Kitaplarına Katkısı

Çocuk Vakfı kurucusu ve yazar Mustafa Ruhi Şirin, Delioğlu’nun Türk çocuk edebiyatında benzersiz bir yere sahip olduğunu belirterek “Yaklaşık 2 bin 300 çocuk kitabı ve kitap kapağıyla çocuklara adanmış bir geleneğin öncüsüydü. Okul öncesinden gençlik romanlarına kadar pek çok türde eser resimleyerek, çocuğa göre estetik anlayışının önünü açtı. Onun adıyla kurulacak bir ‘Resimli Çocuk Kitapları Müzesi’ hem vefa borcumuzu ödemek hem de yeni nesillerin sanatla buluşmasını sağlamak açısından büyük bir adım olacaktır” dedi. Mustafa Delioğlu’nun sanata katkısı yalnızca eserleriyle değil, yetiştirdiği genç sanatçılarla da sürdü. Bugün Türkiye’de pek çok ressam ve illüstratör, onun açtığı yolda ilerlemeyi bir onur sayıyor. Delioğlu’nun ölümü, sanat dünyasında büyük bir boşluk bırakırken, geriye bıraktığı ekol ve eserleri kuşaklar boyu yaşamaya devam edecek.

27 Ağustos 2025, 14:34
5

Utanç Kadının Değil Failin! İfşalarla Yıkılan Ataerkil Düzen

Taciz ifşaları yalnızca bireysel suçları değil, onları koruyan sistemleri de açığa çıkarıyor. Feminist politika, utancı mağdura değil faile iade ederek hakikati kamusal alana taşıyor. İfşaların neden bu kadar önemli olduğuna dair tüm detaylar haberimizde…
Utanç Kadının Değil Failin! İfşalarla Yıkılan Ataerkil Düzen

Türkiye’de son günlerde art arda gelen taciz ifşaları, yalnızca bireysel failleri değil, onların eylemlerini mümkün kılan ataerkil sistemleri de açığa çıkarıyor. Feminist politika, mağdurun sessizliğine odaklanmak yerine bu sessizliği üreten, yeniden üreten ve koruyan toplumsal mekanizmaları ifşa etmeyi hedefliyor. Çünkü utanç, kadının ya da çocuğun sırtına yüklenen bireysel bir duygu değil; erkekliğin “onur” adı altında sahip çıktığı, sistematik biçimde dağıtılan ve failin korunmasını sağlayan bir araç olarak işliyor. UNICEF verilerine göre dünya genelinde milyonlarca kadın ve çocuk en yakınları tarafından istismara uğrarken, devlet ve kurumların bu utancı gizlemeye yönelik ikiyüzlü tavrı, mağdurların-hayatta kalanların sesini bastırıyor.

Onur kime ait, utanç kime?

Psikoloji literatüründe utanç çoğu kez bireysel duygu olarak tanımlansa da feminist teoriler bunun toplumsal bir inşa olduğunu vurguluyor. Kadınlara itaatkârlık ve utangaçlık, erkeklere meydan okuma ve cesaret atfedilerek duygular dahi cinsiyetlendirilmiş durumda. İşte bu nedenle ifşalar, yalnızca bireysel deneyimleri açığa çıkarmak değil, utancı faillere iade edip onuru kadın dayanışmasının merkezine taşımak anlamına geliyor. Gabor Maté’nin de belirttiği gibi, travmayı derinleştiren yaşanan olayın kendisi değil, sonrasında mağdurun nasıl karşılandığıdır. Kadınların ve çocukların adalet arayışında sürekli susmaya zorlandığı bir düzende, ifşalar sessizliği kıran en güçlü kolektif araçlardan biri olarak öne çıkıyor. Bugün asıl soru, “neden şimdi anlattı?” değil, “neden bu kadar susturulmak zorunda kaldı?” olmalıdır. Çünkü utanç kadına değil, failin işlediği şiddeti mümkün kılan ataerkil zihniyete aittir.

İlginizi Çekebilecek Haberlerimiz

Aşağıya kaydırmaya devam edin...