Bugünün Haberi
17 Şubat 2025, 21:23
9
(Güncellendi: 22 Temmuz 2025, 17:11)

Ehl-i Bid'at Ne Anlama Gelir? Bid'atın İslam'daki Yeri ve Hükmü

Ehl-i bid'at, İslam dininde "bid'at" olarak adlandırılan, sonradan ortaya çıkarılan ve dine karşı olan inanç ve uygulamaları benimseyen kişilere verilen isime denmektedir Bid'at, İslam'da yasaklanmış ve kötü görülmüştür.
Ehl-i Bid'at Ne Anlama Gelir? Bid'atın İslam'daki Yeri ve Hükmü

Ehl-i bid'atın özellikleri:

  • Dinin aslına aykırı inanç ve uygulamaları benimserler.
  • Kur'an ve Sünnet'te yer almayan, sonradan uydurulmuş şeyleri din adına yaparlar.
  • İnsanları yanlış yollara sevk edebilirler.
  • Birlik ve beraberliği bozabilirler.
  • Dinde kargaşaya neden olabilirler.


Ehl-i bid'attan kaçınmak:

Müslümanlar, dinlerini doğru öğrenmek ve bid'atlardan kaçınmak için şu hususlara dikkat etmelidir:

  • Kur'an ve Sünnet'i doğru bir şekilde öğrenmek.
  • Güvenilir din alimlerinden ders almak.
  • Şüpheli konularda araştırma yapmak.
  • Bid'at ehli kişilerden uzak durmak.
  • Dini konularda aşırıya kaçmamak.


Ehl-i bid'at ile ilgili bazı hadisler:

  • "Her bid'at dalalettir ve her dalalet ateştedir." (Müslim)
  • "Kim dinimizde olmayan bir şey ihdas ederse, o şey reddedilir." (Buhari)
  • "Allah, bid'at sahibinin tövbesini kabul etmez." (Taberani)
27 Ağustos 2025, 14:34
5

Utanç Kadının Değil Failin! İfşalarla Yıkılan Ataerkil Düzen

Taciz ifşaları yalnızca bireysel suçları değil, onları koruyan sistemleri de açığa çıkarıyor. Feminist politika, utancı mağdura değil faile iade ederek hakikati kamusal alana taşıyor. İfşaların neden bu kadar önemli olduğuna dair tüm detaylar haberimizde…
Utanç Kadının Değil Failin! İfşalarla Yıkılan Ataerkil Düzen

Türkiye’de son günlerde art arda gelen taciz ifşaları, yalnızca bireysel failleri değil, onların eylemlerini mümkün kılan ataerkil sistemleri de açığa çıkarıyor. Feminist politika, mağdurun sessizliğine odaklanmak yerine bu sessizliği üreten, yeniden üreten ve koruyan toplumsal mekanizmaları ifşa etmeyi hedefliyor. Çünkü utanç, kadının ya da çocuğun sırtına yüklenen bireysel bir duygu değil; erkekliğin “onur” adı altında sahip çıktığı, sistematik biçimde dağıtılan ve failin korunmasını sağlayan bir araç olarak işliyor. UNICEF verilerine göre dünya genelinde milyonlarca kadın ve çocuk en yakınları tarafından istismara uğrarken, devlet ve kurumların bu utancı gizlemeye yönelik ikiyüzlü tavrı, mağdurların-hayatta kalanların sesini bastırıyor.

Onur kime ait, utanç kime?

Psikoloji literatüründe utanç çoğu kez bireysel duygu olarak tanımlansa da feminist teoriler bunun toplumsal bir inşa olduğunu vurguluyor. Kadınlara itaatkârlık ve utangaçlık, erkeklere meydan okuma ve cesaret atfedilerek duygular dahi cinsiyetlendirilmiş durumda. İşte bu nedenle ifşalar, yalnızca bireysel deneyimleri açığa çıkarmak değil, utancı faillere iade edip onuru kadın dayanışmasının merkezine taşımak anlamına geliyor. Gabor Maté’nin de belirttiği gibi, travmayı derinleştiren yaşanan olayın kendisi değil, sonrasında mağdurun nasıl karşılandığıdır. Kadınların ve çocukların adalet arayışında sürekli susmaya zorlandığı bir düzende, ifşalar sessizliği kıran en güçlü kolektif araçlardan biri olarak öne çıkıyor. Bugün asıl soru, “neden şimdi anlattı?” değil, “neden bu kadar susturulmak zorunda kaldı?” olmalıdır. Çünkü utanç kadına değil, failin işlediği şiddeti mümkün kılan ataerkil zihniyete aittir.

İlginizi Çekebilecek Haberlerimiz

Aşağıya kaydırmaya devam edin...