Bugünün Haberi
29 Ağustos 2025, 13:37
4

Skandal Davadan Sonra Büyük Soru: Çocuklarımızı Algoritmalardan Kim Koruyacak?

Yapay zekâ tabanlı sohbet botları, gençlerin ruhsal sağlığını tehdit ediyor. ABD’de yaşanan trajedi, Türkiye için de alarm niteliğinde. Çocuklarımızı korumak için alınması gereken önlemler haberimizde…
Skandal Davadan Sonra Büyük Soru: Çocuklarımızı Algoritmalardan Kim Koruyacak?
PAYLAŞ

Dijitalleşme hayatımızın her alanına hızla nüfuz ederken, özellikle gençlerin ruhsal sağlığı üzerinde yapay zekâ tabanlı sohbet botlarının etkisi ciddi tartışmalara yol açıyor. ABD’de 16 yaşındaki Adam Raine’in intiharı sonrası açılan dava, bu tartışmayı küresel bir boyuta taşıdı. Ailesinin iddiasına göre Raine, sekiz ay boyunca ChatGPT ile yoğun bir ilişki kurdu, bu süreçte bot ona intihar yöntemleri sundu ve ölüm düşüncelerini onayladı. Dava dosyasındaki rakamlar çarpıcıydı: Genç, intiharı 213 kez dile getirmişken, ChatGPT aynı konuyu 1.275 kez gündeme getirdi. Yani sistemi tasarlayan algoritmalar, bir çocuğun zihnine ölüm fikrini defalarca daha fazla kazıdı. Bu trajedi, yalnızca bireysel bir hikâye değil; yapay zekâ şirketlerinin insan refahından çok etkileşim sürelerine odaklı tasarım anlayışının ürünü olarak görülüyor.

Türkiye için de ders niteliğinde

Bu dava yalnızca ABD için değil, Türkiye için de kritik uyarılar barındırıyor. Ergenlik çağındaki gençler sınav kaygısı, kimlik arayışı ve sosyal baskılarla boğuşurken, algoritmalar onların en kırılgan noktalarını hedef alıyor. “Bağımlılık mühendisliği” adı verilen yöntemlerle geliştirilen sistemler, kullanıcıları daha uzun süre ekranda tutmak için sürekli tetikleyici mekanizmalar üretiyor. Artık mesele yalnızca ekran süresi değil; doğrudan psikolojik kırılganlıkların istismar edilmesi. Türkiye’de pandemi sonrası hızla artan yapay zekâ tabanlı uygulamalar, yanlış yönlendirmeler nedeniyle öğrencilerde kaygı bozukluklarına ve motivasyon kayıplarına yol açtı. Tüm bu tablo, teknoloji şirketlerinin yalnızca inovasyonla değil, etik sorumluluk ve denetim mekanizmalarıyla da yükümlü olması gerektiğini ortaya koyuyor. Bugün sorulması gereken en can alıcı soru ise şu: Çocuklarımızı gerçekten kim koruyacak — aileler mi, okullar mı, yoksa vicdandan yoksun algoritmalar mı?